Dostluk nedir bilir misin?Layıkıyla yaşıyor musun,yaşatıyor musun karşındakine?Onunla paylaşıyor musun acıyı da sevinci de?Ya da sadece neşeli ortamlarda mı yanında yer alırsın,iyi gün dostu musun?
Dostluk özveri ister.En başta karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı olmalı tabi..Çıkar ilişkisine dostluk diyemeyiz.Ve birgün mutlaka biter,uzun ömürlü olmaz.
Bir üzüntüsü varsa yalnız bırakmamalı dostunu,sevincini de onunla paylaşmalı..Oldu ya her iki durumda da yanında olamadın,mutlaka bunu telafi edecek bir zaman bulmalı,kendini ifade edebilmeli..
Değerli Muhammed Bozdağ hocamın güzel bir sözünü hatırlıyorum."İnsanlar dost aramıyor,bencil duygularına köle arıyor,köle buluyor ama dost bulamıyor".
Böyle insanlar da var tabi..Etrafındaki insanların gerçek dost olmadığını bile bile,sırf yapılan dalkavukluklar egosunu tatmin ettiği için devam edenler..Riyakar,sahte,yapmacık yüzler..
Ne mutlu bana ki en başta eşim,kızım ve oğlum can dostum olmakla beraber,bir çok güzel yürekli dosta sahibim.İyi bir dost edinmek için iyi bir dost olmayı başarmak gerek..İşte o zaman iç huzurunun hazzını yaşayabilir ve mutlu olabilirsin.
Selam olsun güzel yürekli dostlara..İyi ki varsınız..
28 Ağustos 2009 Cuma
27 Ağustos 2009 Perşembe
19 Haziran 2009 Cuma
Yalnızlığa Alışmalı...

Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
* * *
Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.
* * *
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılmışsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmayacak..."
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
* * *
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
* * *
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
CAN DÜNDAR
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
* * *
Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.
* * *
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılmışsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmayacak..."
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
* * *
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
* * *
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
CAN DÜNDAR
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Düştü düşüyor :)
Bugünlerde blogcuya da yazamadığımdan epey birikti anlatacaklarım..Çok hızlı akıyor zaman..Okulların tatil olacağı şu günlerde geziler,piknikler gündemimizde.24 mayısta oğluşun anneler günü programı vardı.Müzik hocamızın önderliğinde hoş bir koro çalışması...
Allah bazı insanların engelini bir başka üstün yeteneğiyle kapatıyor.Gözü görmeyen fakat gönül gözü çok engin öğretmenimiz tüm hassaslığıyla organize etti herşeyi..Çok güzel bir program,arkasından hoş bir restoranda yemek,arkadaşlarla sohbet,güzeldi gerçekten..ama epey maceralı bir gece oldu..
Acele ve heyecanla yapılan hazırlıklar..Öğretmene aldığımız hediyeyi evde unutmuşum.Salona girip tam koltuğa yayılırken aaa hediyeyi unuttum çığlığımla irkildi yanımdakiler :)Eşim sağolsun koştu eve..Yarım saat sonra salonda bir patırtı,loş ışık altında ne oldu ki diye etrafıma bakınırken yerden birisi doğruldu..o da ne eşim..O an öyle kötü oldumki,canım benim ,benim yüzümden şu başına gelenler :( Çok kızdım kendime,sonrasında kocamın esprisiyle rahatladım neyse..Yerden doğrulurken kameraman,amaaan dur dur dur deyip kamerasına sımsıkı sarıldı deyince biz kahkahayı patlattık :)
Oğluş oklava yutmuş edasıyla şarkılarını söyledi,pek süzüldü,sonra bize aldıkları gülleri getirip kutladık birbirimizi.Ablamızda süpervizörlük yaptı onlara..
Restoranda yemeğimizi annelerle yedik,kocalar katılmayıp eve gitti.Bayanlara özel güzel bir yemek yedik.Ordövr tabağımız,ezme,dolma,rus salatası,yoğurttu.Arkasından paçanga böreği,sonrada patates püresi eşliğinde biftek ve pilav geldi.Halbuki biz ordövr ve börekle doymuştuk.Sırada dondurma var derken irmik helvası hayal kırıklığına uğrattı.Aşırı kalabalık olması bizim dondurmaların üstüne bir bardak soğuk su içmemize sebep oldu.Kentparkın görülmeye değer manzarasıyla çekilmiş fotoğraflarımız birgün olur elbet burayada atılır :)
Neyse yemek bitti 22.30 gibi kalktık,tramvaya doğru gidiyoruz.Kiminin eşi gelip aldı,ben kocama yaşadıklarından sonra kıyamadım Emine abla ve çocuklar düştük yola..Çimlerden geçerken bu saatte çok ıssız buralar amanın bir an önce gidelim dedim.Emine abla ben varım birşey olmaz derken bir çukura cuup düştü.Küçük bir çukur ama korkuttu tabi.Bir yandan kolundan çekiyorum bir yandan kahkahalar..Macera dolu gecemiz,illaki şamata olacak diyoruz.Eşimin durakta bizi almasıyla gecemiz sağ salim sona erdi.
Allah bazı insanların engelini bir başka üstün yeteneğiyle kapatıyor.Gözü görmeyen fakat gönül gözü çok engin öğretmenimiz tüm hassaslığıyla organize etti herşeyi..Çok güzel bir program,arkasından hoş bir restoranda yemek,arkadaşlarla sohbet,güzeldi gerçekten..ama epey maceralı bir gece oldu..
Acele ve heyecanla yapılan hazırlıklar..Öğretmene aldığımız hediyeyi evde unutmuşum.Salona girip tam koltuğa yayılırken aaa hediyeyi unuttum çığlığımla irkildi yanımdakiler :)Eşim sağolsun koştu eve..Yarım saat sonra salonda bir patırtı,loş ışık altında ne oldu ki diye etrafıma bakınırken yerden birisi doğruldu..o da ne eşim..O an öyle kötü oldumki,canım benim ,benim yüzümden şu başına gelenler :( Çok kızdım kendime,sonrasında kocamın esprisiyle rahatladım neyse..Yerden doğrulurken kameraman,amaaan dur dur dur deyip kamerasına sımsıkı sarıldı deyince biz kahkahayı patlattık :)
Oğluş oklava yutmuş edasıyla şarkılarını söyledi,pek süzüldü,sonra bize aldıkları gülleri getirip kutladık birbirimizi.Ablamızda süpervizörlük yaptı onlara..
Restoranda yemeğimizi annelerle yedik,kocalar katılmayıp eve gitti.Bayanlara özel güzel bir yemek yedik.Ordövr tabağımız,ezme,dolma,rus salatası,yoğurttu.Arkasından paçanga böreği,sonrada patates püresi eşliğinde biftek ve pilav geldi.Halbuki biz ordövr ve börekle doymuştuk.Sırada dondurma var derken irmik helvası hayal kırıklığına uğrattı.Aşırı kalabalık olması bizim dondurmaların üstüne bir bardak soğuk su içmemize sebep oldu.Kentparkın görülmeye değer manzarasıyla çekilmiş fotoğraflarımız birgün olur elbet burayada atılır :)
Neyse yemek bitti 22.30 gibi kalktık,tramvaya doğru gidiyoruz.Kiminin eşi gelip aldı,ben kocama yaşadıklarından sonra kıyamadım Emine abla ve çocuklar düştük yola..Çimlerden geçerken bu saatte çok ıssız buralar amanın bir an önce gidelim dedim.Emine abla ben varım birşey olmaz derken bir çukura cuup düştü.Küçük bir çukur ama korkuttu tabi.Bir yandan kolundan çekiyorum bir yandan kahkahalar..Macera dolu gecemiz,illaki şamata olacak diyoruz.Eşimin durakta bizi almasıyla gecemiz sağ salim sona erdi.
27 Mayıs 2009 Çarşamba
blogcudan bloggera
Aylar önce burayıda açtım ama hiç yazmak gelmedi içimden..Açtığımda iyi olmuş bak,blogcuya giremiyorum.Buranında ayarları çok karışık sanki ama zamanla çözerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
